İçeriğe geç

Türkiye’de ünlü yazılımcılar kimlerdir ?

Türkiye’nin İlk Kadın Yazılımcısı Kimdir? Sorusu Üzerinden Bir Zaman Yolculuğu

Merhabalar! Fudek olarak “Türkiye’de ünlü yazılımcılar kimlerdir” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.

Bazen insanın aklına tuhaf sorular düşüyor. Mesela İzmir’de sabah vapur beklerken martılara simit atarken bir anda şunu düşünüyorsun: “Türkiye’nin ilk kadın yazılımcısı kimdir?”

Martı bile durup bana bakıyor sanki: “Kardeşim ben simit istiyorum, tarih sınavına mı girdik?”

Ama işte beyin böyle bir şey. Özellikle de 25 yaşında, sabah kahvesini içmeden varoluşsal sorgulamalara başlayan bir insansan… O sorudan kaçış yok.

Ben de bugün o sorunun peşine düştüm. Ama akademik bir ciddiyetle değil. Daha çok, Alsancak’ta yürürken kulaklıkla müzik dinleyip bir yandan da hayatı sorgulayan bir modda.

Bilgisayarlar Türkiye’ye Gelmeden Önce “Kod Yazmak” Ne Demekti?

Şimdi dürüst olalım. Bugün “kod yazmak” dediğimiz şey; laptop aç, kahveni koy, VS Code’u aç, biraz Stack Overflow, biraz Google…

Ama eskiden?

Türkiye’de bilgisayarların ilk dönemlerinden bahsediyoruz. O zamanlar “bilgisayar” dediğimiz şey odadan büyük, kliması ayrı çalışan, üstüne yanlış bakınca trip atan makinelerdi.

Ve o dönemde yazılım geliştirmek, bugünkü gibi “UX güzel mi?” diye düşünmek değil; daha çok “bu makine neden sigorta attırdı?” sorusuna cevap aramaktı.

İşte tam bu noktada Türkiye’nin ilk kadın yazılımcısı kimdir sorusu da biraz sisli bir alana giriyor. Çünkü o dönemlerde kadınların teknoloji alanındaki görünürlüğü bugünkü kadar net kayıt altına alınmamıştı.

Ama bu, onların olmadığı anlamına gelmiyor.

Türkiye’nin İlk Kadın Yazılımcısı Kimdir? Tek Bir İsim mi, Bir Kuşak mı?

Bu soruya net bir “şudur” cevabı vermek aslında biraz haksızlık olur. Çünkü Türkiye’de bilgisayar mühendisliği ve yazılımın ilk dönemlerinde kadınlar tek tek “ilk” olmaktan çok bir “ilkler kuşağı” olarak ortaya çıkıyor.

Üniversitelerin mühendislik fakültelerinde 1970’ler ve 1980’lerden itibaren kadın öğrenciler yavaş yavaş bu alana girmeye başlıyor. O dönemlerde bilgisayar bölümleri zaten yeni yeni kuruluyor.

Yani düşün:

Bugün “frontend mi backend mi?” diye kavga ederken, o zamanlar “bu cihazı nasıl çalıştıracağız?” kavgası var.

Ve o ortamda kadın yazılımcılar ortaya çıkıyor.

Ama isimlerin tek tek “ilk” olarak netleşmemesi çok normal. Çünkü kayıt sistemi bugünkü kadar sosyal medya gibi “her şeyi arşivleyen” bir yapıda değil.

İzmir’de Bir Genç Olarak Bu Konuya Nasıl Girdim?

Şimdi biraz kişisel konuşalım.

Ben İzmir’de yaşıyorum. Sabah Karşıyaka vapurunda biri sürekli telefonla yüksek ses konuşuyor, biri “backend dev arıyoruz” diye story atıyor, bir diğeri martıya simit atıp hayatı çözmüş gibi davranıyor.

Ben?

Ben de “Türkiye’nin ilk kadın yazılımcısı kimdir?” diye Google’a bakıp sonra 3 saat Wikipedia’da kayboluyorum.

Sonra kendime şu cümleyi söylüyorum:

“Tamam, sadece kısa bakacaktın, neden tarih müfredatına daldın?”

Ama işte yazılım merakı böyle bir şey. Bir soruya giriyorsun, üç saat sonra kendini 1960’ların bilgisayar odalarında buluyorsun.

İlk Kadın Yazılımcılar: Görünmeyen Emek

Şunu net söylemek lazım: Türkiye’de kadınların yazılım ve mühendislik alanındaki katkıları çoğu zaman görünmez kalmış.

O dönemlerde bilgisayar bölümlerinde çalışan kadınlar:

Delikli kartlarla uğraşıyordu

Sistemlerin hata vermemesi için saatlerce test yapıyordu

Çoğu zaman “sekreterlik işi” sanılan teknik görevlerde çalışıyordu

Düşünsene, bugün “deployment failed” deyince sinirleniyoruz. Onlar muhtemelen “makine komple durdu” diyordu ve çözüm bulmak için fiziksel olarak cihazın başında bekliyorlardı.

Ve tüm bunlar olurken, kadın yazılımcılar aslında Türkiye’nin dijital dönüşümünün sessiz mimarlarıydı.

Küçük Bir İç Ses: “Ben Olsaydım Ne Yapardım?”

Bazen düşünüyorum. O dönemde yaşasaydım ne yapardım?

Muhtemelen ilk gün:

“Ben yazılım öğreneceğim” derdim.

İkinci gün:

“Bu delikli kartlar bana kişisel olarak bir şey yaptı galiba” diye kırılırdım.

Üçüncü gün:

Muhtemelen İzmir’e geri kaçardım ve sahilde çay içip hayatı sorgulamaya devam ederdim.

Ama o dönemki kadın yazılımcılar bunu yapmamış. Devam etmişler.

Bu biraz saygı gerektiren bir şey.

Türkiye’de Yazılımın Sessiz Başlangıcı

Türkiye’de yazılımın başlangıcı, genelde üniversiteler ve devlet kurumlarıyla iç içe.

İlk bilgisayarlar genelde:

Devlet dairelerinde

Üniversitelerde

Araştırma merkezlerinde

kullanılıyordu.

Ve bu alanlarda çalışan insanlar arasında kadınlar da vardı.

Ama burada kritik nokta şu:

O dönem “yazılımcı” kelimesi bile bugünkü kadar yaygın değildi.

Yani bir kadın “ben yazılımcıyım” dediğinde muhtemelen karşısındaki kişi:

“Ne yazıyorsun? Roman mı?” diye soruyordu.

Türkiye’nin İlk Kadın Yazılımcısı Kimdir? Neden Tek Bir İsim Yok?

Bu sorunun en dürüst cevabı şu:

Türkiye’nin ilk kadın yazılımcısı kimdir sorusuna tek bir isimle cevap vermek zor, çünkü erken dönemlerde yazılım alanı bireysel değil kurumsal gelişiyordu.

Yani “ilk kişi”den çok:

İlk kadın mühendisler

İlk bilgisayar operatörleri

İlk sistem analistleri

bir bütün olarak bu alanı oluşturdu.

Bugün biz “tek bir kahraman” arıyoruz ama o dönem aslında kolektif bir emek var.

Biraz futbol takımı gibi düşün. Golü atan biri görünür ama maçı 11 kişi kazanır.

Günümüze Dönüş: Ben, Laptop ve Hayatın Ironisi

Şimdi 2026’ya gelmişiz.

Ben İzmir’de laptop açıyorum, Wi-Fi bağlanmıyor diye sinirleniyorum.

Bir yandan da düşünüyorum:

“Bir zamanlar insanlar bilgisayar çalışsın diye dua ediyordu, ben internet yavaş diye hayat sorguluyorum.”

İşin komik tarafı şu:

Bugün yazılım öğrenmek isteyen biri için sonsuz kaynak var.

Ama o ilk kadın yazılımcılar için çoğu zaman:

Kaynak yoktu

Rehber yoktu

Bazen destek bile yoktu

Ama yine de vardı.

Kısa Bir Diyalog

Ben: “Bu iş neden bu kadar zor?”

Geçmişten bir ses: “Siz en azından ekran görüyorsunuz.”

Ben: “Haklısın… bir şey diyemiyorum.”

Sonuç Yerine Değil, Bir Düşünce

Türkiye’nin ilk kadın yazılımcısı kimdir sorusu aslında tek bir cevaptan çok daha fazlası.

Bu soru bize şunu hatırlatıyor:

Teknoloji tarihi sadece makinelerle değil, onları kullanan insanlar ve özellikle görünmeyen emeklerle yazılıyor.

Ve belki de en önemlisi:

Bugün bir satır kod yazarken bile, o satırın arkasında yıllar önce çok daha zor koşullarda çalışan insanların izi var.

Ben ise hâlâ İzmir’de vapur beklerken martılara simit atıp hayatı fazla düşünüyorum.

Ama sorun değil. Bazı soruların cevabı net değil, ama düşünmesi bile insanı bir yere götürüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
https://socialbayi.com https://egim.com.tr https://yuf.com.tr knight online nttgame Sitemap
ilbet bahis sitesi