Biri Sizi Övdüğünde Ne Denir? Farklı Bakış Açılarıyla İnceleme
Konya’da, taşra havasında, bazen sakin bazen de hareketli bir yaşam sürüyorum. İşin hem mühendislik hem de sosyal bilimler kısmıyla ilgilenmem, bakış açılarıma çok farklı katmanlar ekliyor. Bir yandan analitik düşünme tarzım devreye girerken, diğer taraftan insan olmanın getirdiği duygusal bakış açısı sürekli bana çatışmalar yaşatıyor. Hele ki biri sizi övdüğünde… O an ne demeli? “Teşekkür ederim” mi yoksa “Bunu hak etmiyorum” gibi alçakgönüllü bir tepki mi vermeliyim? Bu yazıda, farklı bakış açılarıyla “biri sizi övdüğünde ne denir?” sorusunu inceleyeceğim.
İçimdeki Mühendis Ne Diyor?
Mühendislik eğitimi aldım, analitik düşünmeye ve her şeyi mantıklı bir şekilde değerlendirmeye eğilimliyim. Bu yüzden biri beni övdüğünde, ilk tepki olarak mantıklı bir cevap vermek istiyorum. Genelde içimdeki mühendis, “Neden övdüler? Bunu hak ettim mi? Bunu nasıl ispatlarım?” diye soruyor. Yani, övgüyü somut bir gerçeklik haline getirmem gerek gibi hissediyorum. Mesela, iş yerinde başarılı bir projeyi tamamladım ve biri bana “Harika iş çıkardın!” dediğinde, içimdeki mühendis hemen buna karşılık bir şeyler üretmeye çalışıyor.
Övgüyü hemen kabul etmek, mühendislik bakış açısına göre biraz eksik gibi geliyor. Çünkü mühendisliğin temelinde doğruluk, analiz ve veri var. Bu yüzden, ben de hemen bu övgüyü “tamam, ama…” ile yanıtlamaya eğilimliyim. “Teşekkür ederim, ama ekip olarak gerçekten çok çalıştık. Sonuçta bu işin başarıya ulaşması, hepimizin katkısıyla oldu.” Bunu söylerken, aslında doğru olanı yapıyormuş gibi hissediyorum. Çünkü başarı tek başına kazanılmaz, değil mi? İçimdeki mühendis, başarıyı çok daha sistematik bir şekilde değerlendiriyor. Ancak bazen bu, samimi olmamı engelliyor.
Peki, bir mühendis olarak, birinin övgüsünü kabul etmenin mantıklı yolu nedir? İstatistiksel olarak, başkalarının olumlu değerlendirmeleri insanlar üzerinde moral verici bir etki yapar. Yani, “Teşekkür ederim” demek, aslında çok da yanlış bir şey değil. Ama yine de bir mühendis için, somut başarıları ve verileri dile getirmek daha rahatlatıcı. Öyle ki, başarıyı sadece duygusal bir yolla almak, bir mühendis için eksik kalabilir. Övgüyü kabul etmek bile bazen ölçülmesi gereken bir şey gibi gelir.
İçimdeki İnsan Ne Diyor?
Şimdi içimdeki insan tarafım devreye giriyor. O, mühendislik bakış açısına tamamen ters bir şekilde, “Biri seni övdüğünde ne demelisin? Bunu hemen kabul et! Hem o övgüyü hak etmiyorsan bile, karşındaki insan seni mutlu etmek için bunu söylüyor ve bu gayet samimi bir yaklaşım.” diyor. İşte burada, çok daha insani bir bakış açısı devreye giriyor. İçimdeki insan, duyguların önemli olduğuna ve bazen övgünün karşılığında sadece “Teşekkür ederim” demenin yeterli olacağına inanıyor.
Övgü, bazen hiçbir somut başarıyı gerektirmeyen, yalnızca takdir edilme isteğinin bir ifadesidir. Biri sizi övdüğünde, belki de sadece hoş bir söz duymak istiyordur. Bu durumda, insan tarafım, “Teşekkür ederim, bu gerçekten çok nazik bir yorum.” demeyi tercih eder. Yani, övgüyü sadece basitçe kabul ederim. Çünkü bazen hayat, çok fazla analiz etmeye gerek olmadan sadece güzel duygularla doludur. Biri sizi övdüğünde, gerçekten de sadece o anı yaşamak, bir insana “değer” verdiğinizi hissettirmek için “Teşekkür ederim” demek fazlasıyla yeterlidir.
Hatta bazen, içimdeki insan tarafı bu tür bir övgüde o kadar pozitif bir etki hissediyor ki, bir anda kendimi daha güçlü, daha değerli hissediyorum. Bu tip övgüler bana motivasyon veriyor. İnsanlar, birbirini övdükçe, birbirlerine daha yakın hissediyor ve bu sosyal bağlar güçleniyor. Belki de “Teşekkür ederim” demek, başkalarına değer verdiğimizi gösteren bir sosyal etkileşim biçimidir. Kısacası, insani açıdan bakıldığında, övgüyü kabul etmek ve “Teşekkür ederim” demek, hem kendimizi hem de karşımızdakini mutlu eden bir davranış olabilir.
Toplumsal Normlar ve Sosyal Beklentiler
Biri sizi övdüğünde ne denir? Bu sorunun cevabı, sadece sizin kişisel bakış açınıza bağlı değil, aynı zamanda toplumsal normlara ve sosyal beklentilere de dayanıyor. Kültürler, övgüye nasıl tepki verileceği konusunda farklı kurallar ve gelenekler belirler. Mesela, batı toplumlarında övgü almak daha yaygın ve kabul edilebilirken, bazı doğu kültürlerinde alçakgönüllülük ön planda tutulur. “Bunu hak etmedim” gibi bir yanıt vermek, bazen toplumun beklentileri doğrultusunda, daha doğru bir davranış olarak görülür.
Konya’daki sokaklarda ya da işyerlerinde, birinin sizi övdüğünde genellikle insanlar daha alçakgönüllü bir şekilde tepki verir. “Bunu ben değil, ekip yaptı” ya da “Hepimizin katkısı vardı” gibi cümleler, genelde çok daha yaygındır. Buradaki kültürel norm, başarıyı daha çok “biz” olarak değerlendirme eğilimindedir. Bu da, toplumsal cinsiyet ve sınıf gibi unsurların nasıl tepki vereceğimizi şekillendirdiğini gösteriyor. Eğer toplum, bireysel başarıyı pek ödüllendirmiyorsa, o zaman övgüye cevaben bir şekilde “kendini geri çekmek” daha yaygın bir davranış olabilir.
Öte yandan, batıdaki bazı toplumlarda, özellikle gençler arasında, “Evet, haklısınız, çok iyi iş çıkardım” şeklindeki bir cevap daha sık duyulabilir. Bu, bireysel başarıyı kutlamaya yönelik bir kültürel yansıma olabilir. O zaman insanlar, övgü aldıklarında bunu daha fazla kutlarlar ve “Teşekkür ederim” demek yerine “Ben gerçekten çok iyi iş yaptım” gibi bir tepki verirler.
Sonuç: “Teşekkür Ederim” Mi, “Bunu Hak Etmedim” Mi?
Sonuç olarak, biri sizi övdüğünde ne denir sorusu, tamamen kişinin iç dünyası ve toplumsal bağlamla şekillenen bir durum. İçimdeki mühendis, genellikle daha temkinli bir yaklaşımı savunsa da, içimdeki insan tarafı, övgüyü kabul etmenin samimi ve insanî bir davranış olduğunu vurguluyor. Toplumun verdiği tepkiler, kültürel normlar ve sosyal beklentiler de bu davranışı şekillendiriyor.
Sonuçta, her iki bakış açısının da geçerli yönleri var. Belki de en doğrusu, o anın duygusal akışına göre, bazen analitik bir “Teşekkür ederim” demek, bazen de insanî olarak içten bir “Bunu hak etmedim” şeklinde yanıt vermek. Önemli olan, övgüye hangi şekilde tepki verirsek verelim, samimi ve dürüst olmamız.