Zeytinyağı Balgam Seker Mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
—
Zeytinyağı Balgam Seker Mi? Gündelik Bir Soruya Toplumsal Bir Yorum
Herkesin bir şekilde duyduğu, bazıları için geçmişten gelen bir tedavi önerisi: Zeytinyağı balgam söker mi? Bu soru, aslında basit bir sağlık sorusundan çok daha fazlasını anlatıyor. İstanbul’un kalabalık caddelerinde, sokakta, toplu taşımada gördüğüm her küçük ayrıntı, bu sorunun toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında nasıl daha büyük bir anlam taşıdığını düşündürtmeye başladı. Zeytinyağının balgam sökme etkisiyle ilgili halk arasında yapılan söylemler, sadece sağlığı değil, toplumsal yapıyı ve çeşitli sosyal grupların sağlık anlayışlarını da gözler önüne seriyor.
Zeytinyağı, özellikle Türkiye’de, sağlıklı yaşam için önerilen geleneksel bir mucize. Ancak, bu mucizeye kimlerin erişebildiği, nasıl kullanıldığı ve hangi toplumsal cinsiyetin bu tür sağlık çözümlerini daha çok tercih ettiği gibi sorular, düşündürücü. Zeytinyağının balgam sökme gibi bir işlevi varsa bile, bu kadar basit bir halk tedavisinin arkasında toplumsal dinamiklerin nasıl şekillendiğini ve eşitsizliği nasıl pekiştirdiğini görmek gerekiyor.
Zeytinyağı ve Toplumsal Cinsiyet: Kim Kullanır, Kim Bunu Hak Eder?
Zeytinyağının balgam sökme işlevi gibi geleneksel bilgilerin, genellikle kadınlar tarafından aktarıldığını ve uygulandığını gözlemliyorum. İstanbul’da, özellikle anneler, kayınvalideler, büyükanneler, geleneksel sağlık önerilerini her fırsatta uygulayan gruplar arasında yer alıyor. Bu, bir bakıma kadınların sağlıkla ilgilenme sorumluluğunu taşıdığını gösteriyor. Birçok kez kadınların evde kullandığı doğal tedavi yöntemleri, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal olarak da bir “bakım” rolü üstlendiklerini gösteriyor.
Bir akşam, toplu taşıma aracında otururken karşımdaki kadının, muavinle Zeytinyağı almak için pazarlık yapmasını izledim. Duyduğum cümleler şöyleydi: “Zeytinyağını evdeki çocuklar için alıyorum, çünkü balgam sökücü olarak kullanıyorlar.” O an, toplumun kadınlara “şifa verici” rolünü yüklediği, hatta kadınların sağlık alanında geleneksel çözümlere ne kadar sıkı sıkıya bağlı kaldığı aklıma geldi. Zeytinyağını “şifa” amacıyla kullanmak, sadece bir fiziksel hastalıktan kurtulmanın ötesine geçiyor; toplumsal olarak kadınların “bakıcı” ve “şifa veren” rollerini pekiştiren bir davranışa dönüşüyor.
Çeşitlilik ve Erişim: Zeytinyağına Herkesin Erişimi Var Mı?
Balgam sökme gibi bir işlevi olmasa da, zeytinyağına erişim de önemli bir mesele. Zeytinyağı, tarihsel olarak Akdeniz kültürlerinde önemli bir yer tutsa da, bunun yalnızca zengin kesim tarafından erişilebilen bir ürün olduğu bir gerçek. İstanbul’un varoşlarında, dar gelirli mahallelerde yaşayan insanların Zeytinyağına erişimi, her zaman daha sınırlı. Birçok insan, doğal sağlık çözümleri için çeşitli alternatiflere yönelmek zorunda kalıyor. Örneğin, aktarlardan alınan şifalı bitkiler ya da “ucuz” ilaçlar, sağlıklı yaşamı daha düşük maliyetle sürdürmenin yolları olarak devreye giriyor.
Bu noktada, zeytinyağının balgam sökme gibi bir işlevi olsa da, gerçek anlamda şifaya ulaşma noktasında erişim eşitsizliği devreye giriyor. Zeytinyağı, evet, bazılarına geleneksel bir çözüm sunabilir, ama diğer gruplar için bu çözüm, sadece bir hayal. Sağlık hizmetlerine erişim, maddi durumla, coğrafi konumla ve sınıfsal farklılıklarla doğrudan ilişkili. Hangi toplumsal gruptan olursanız olun, bu tür geleneksel çözümlerin pratikte nasıl işlediği, bazen yalnızca erişilebilirlikle ilgili bir mesele oluyor.
Sosyal Adalet Perspektifinden: Eşitsizliği Pekiştiren Gelenekler
Zeytinyağının balgam sökme etkisi gibi halk arasında kabul gören tedavi yöntemlerinin en büyük problemi, çoğunlukla bunun bir “geleneksel çözüm” olarak sunulmasıdır. Herkesin aynı şekilde sağlığına dikkat etme imkânı yok. Sağlık hakkı, temel bir insan hakkıdır, ancak çoğu zaman bu hakkın kullanılabilmesi, ekonomik statüye ve sosyal eşitsizliğe bağlıdır. Zeytinyağının balgam sökme gibi etkilerini herkes eşit şekilde deneyimleyemez. Peki, bu gerçekten de adaletli bir sistem mi?
Bunları düşündükçe, sağlık alanındaki eşitsizliklerin, toplumun en kırılgan gruplarını nasıl daha da derinleştirdiğini gözlemliyorum. Zeytinyağının mucizevi etkisinden faydalanabilen, hayatında bu tür geleneksel tedavilere yer verebilen kişiler, belirli bir yaşam biçimini benimsemiş olanlardır. Ancak, birçok insan için bu bir imkânsızlık halidir. Sokaklarda, evlerde, toplu taşımalarda fark ettiğimiz bu eşitsizlik, sağlık hizmetleri ve sağlık ürünlerine erişimle doğrudan ilişkilidir.
Sonuç: Zeytinyağı ve Toplumsal Cinsiyetin Derin Bağlantısı
Zeytinyağının balgam sökme etkisi gibi bir konuda toplumsal cinsiyet, erişim ve adaletin nasıl şekillendiğini anlamak, aslında daha geniş bir perspektifte toplumsal eşitsizliklerin nasıl işlediğini görmek için önemli. Kadınlar, geleneksel sağlık yöntemlerine daha yakınken, belirli ekonomik grupların zeytinyağına erişimi sınırlıyken, sosyal adaletin sağlanması noktasında önemli sorular gündeme geliyor. Zeytinyağı gerçekten balgam sökebilir, ama belki de daha büyük bir soru şu olmalı: Bu tür tedavilere ulaşabilmek, sadece belirli bir grup için mi mümkün?
Bunu hep birlikte düşünmeliyiz: Sağlık hakkı, sadece doğuştan gelen bir şans mıdır, yoksa her bireyin, her toplumsal grubun hakkı olmalıdır? Zeytinyağı, sadece fiziksel değil, toplumsal eşitsizlikleri de sökebilecek bir güç taşır mı?