Gökyüzüne Baktığım O Gece ve İçimde Açılan Sessizlik
Fudek okurlarına özel bu yazımızda “Evrende kaç tane karadelik var” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Kayseri’de geceler bazen fazla sessiz oluyor. Sanki şehir uyumuyor da nefesini tutuyor gibi… O gece de öyleydi. Pencereyi açtığımda içeri giren soğuk hava yüzüme çarptı, ama asıl çarpan şey gökyüzüydü.
Gökyüzü o kadar netti ki… Sanki biri siyah bir kumaşı serip üzerine iğneyle ışık delikleri açmıştı. Yıldızlar titriyordu. O an nedense aklıma tek bir soru düştü: Evrende kaç tane karadelik var?
Bunu ilk kez düşünmüyordum ama ilk kez bu kadar içime oturmuştu. Çünkü bazı sorular var, cevabı bilimde olsa bile insanın içinde başka bir yere dokunuyor. Ben o gece cevabı öğrenmek istemedim sadece. Hissetmek istedim.
Bir Sorunun İçimde Büyümesi
Günlük yazmayı severim. 25 yaşındayım ve çoğu zaman kelimeler bana insanlardan daha yakın geliyor. O gece defterimi açtım, ama yazmaya başlamadım. Sadece düşündüm.
Evrende kaç tane karadelik var?
Bilim insanlarının milyarlarca dediğini biliyorum. Belki daha fazla. Belki Samanyolu’nda bile milyonlarca var. Ama sayı büyüdükçe anlam küçülüyor gibi geliyor insana. Çünkü “milyon” dediğinde aklında bir görüntü oluşmuyor, sadece boşluk büyüyor.
Ben o boşlukta kendimi kaybettim biraz.
Hayatımda da böyle değil mi zaten? Bilmediğim şeyler, söyleyemediklerim, içine attıklarım… Sanki içimde de görünmeyen karadelikler var.
Şehrin Işıkları ve İçimdeki Boşluk
Pencerenin dışına baktığımda Kayseri’nin ışıkları uzaktan küçük bir galaksi gibi görünüyordu. Araba farları, sokak lambaları, uzak apartmanların pencereleri…
O an düşündüm: Belki biz zaten küçük bir evrenin içindeyiz. Ve belki her insanın içinde de kendi karadelikleri var.
Yutuyor ama görünmüyor.
Tıpkı evrende olduğu gibi… Bir karadeliği doğrudan göremezsin, sadece etkisini görürsün. Işığı yutar, zamanı büker, etrafındaki her şeyi değiştirir.
İçimde de böyle şeyler vardı.
Kaybolan Bir Gün ve İçime Çöken Düşünceler
O gün aslında sıradan başlamıştı. İşten erken çıkmıştım. Yorgundum ama asıl yorgunluk bedenimde değil zihnimdeydi. İnsan bazen hiçbir şey yapmadan da yorulabiliyor.
Otobüste eve dönerken kulaklığımda eski bir şarkı çalıyordu. Pencereden dışarı bakarken yine aynı soru geldi aklıma:
Evrende kaç tane karadelik var?
Bu kez soru daha farklıydı. Sanki evrende değil de içimde kaç tane olduğunu soruyordum.
Bir an, sanki herkesin içinde görünmeyen odalar olduğunu düşündüm. Kimse girmiyor, kimse görmüyor. Ama orada bir şeyler birikiyor.
Benim odalarımda da suskunluk vardı.
Karadeliklerin Sessiz Gerçeği
Bilim kitaplarında okuduğum kadarıyla karadelikler yıldızların ölümünden doğuyor. Büyük bir yıldız, kendi içine çöküyor ve geriye devasa bir çekim gücü kalıyor.
Bu bilgi bile insana garip geliyor.
Bir şey ölürken bu kadar güçlü olabilir mi?
İşte o an kendime şunu sordum: İnsan da böyle değil mi? Bazı duygular öldükçe içimizde daha güçlü bir çekim alanı yaratmıyor mu?
Belki de unutamadığımız insanlar, tamamlanmamış cümleler, yarım kalmış hayaller… Hepsi birer küçük karadelik.
Ve ben bu yüzden tekrar tekrar aynı soruya dönüyorum:
Evrende kaç tane karadelik var?
Belki de doğru soru bu değil. Belki de “içimizde kaç tane var?” demek gerekiyor.
Geceyle Konuşmak
O gece uyuyamadım. Yatağa uzandım ama gözlerim tavana takılı kaldı. Ev sessizdi. Dışarıdan ara sıra geçen arabaların sesi geliyordu.
Kafamın içinde sürekli aynı görüntü vardı: karanlık bir boşluk ve onun etrafında dönen ışık parçacıkları.
Bir ara kalkıp mutfağa gittim, su içtim. Bardağı elime aldığımda düşündüm: İnsan neden hep boşlukla baş etmeye çalışır?
Ben mi fazla düşünüyorum, yoksa evren mi fazla sessiz?
Bilmiyorum.
Ama bildiğim tek şey şu: Evrende kaç tane karadelik var? sorusu artık bir astronomi sorusu değildi benim için. Bir hayat sorusuydu.
Kendi İçime Yazdığım Satırlar
Defterimi açtım sonunda. Yazmaya başladım:
“Bazı şeyler ışıkla görünmüyor. Bazı şeyler sadece hissediliyor. İçimde bir yer var, orada hiçbir şey kaçmıyor. Ne sevinç, ne unutma, ne zaman…”
Sonra durdum.
Kalem elimde kaldı.
Çünkü fark ettim ki yazdıkça daha da içine çekiliyordum.
Tıpkı bir karadeliğin ışığı yutması gibi, kelimeler de beni içine çekiyordu.
Evreni Düşünürken Kendime Çarpıyorum
Ertesi gün dışarı çıktım. Güneş vardı ama içimdeki gece bitmemişti. İnsan bazen güneşli havalarda bile karanlık hissedebiliyor.
Arkadaşım aradı. Normal şeylerden konuştuk. Gülümsedim. Ama içimde başka bir dünya dönüyordu.
Bir ara telefonu kapattıktan sonra kaldırımda durdum.
Ve yine düşündüm:
Evrende kaç tane karadelik var?
Bilimsel bir cevap vardı elbette ama benim aradığım o değildi. Ben sayı değil, anlam arıyordum.
Belki de evren bize şunu söylüyordu: “Sayılar önemli değil, etki önemli.”
İnsanların İçindeki Görünmeyen Çekim
Bazen bazı insanlar vardır. Yanına gittiğinde zaman değişir. Konuşmazsın ama etkilenirsin. Tıpkı karadelikler gibi… Görünmez ama güçlü.
Ben hayatımda birkaç kez böyle insanlar tanıdım.
Ve her seferinde içimde bir şey çöktü.
Belki de her insanın içinde küçük bir evren var. Ve o evrende karadelikler oluşuyor, büyüyor, zamanla her şeyi değiştiriyor.
O yüzden bu soru bende sadece bilimsel değil, duygusal bir yankı bırakıyor:
Evrende kaç tane karadelik var?
Belki de cevap: düşündüğümüzden çok daha fazla.
Bu içeriğimizle “Evrende kaç tane karadelik var” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Fudek okurlarına sevgilerle!
Bir Günün Sonunda Kendime Dönmek
Benzer Bir Yazı: Cam balkon ruhsata tabi midir ?
Akşam eve döndüğümde gün bitmişti ama içimdeki soru bitmemişti. Pencereyi tekrar açtım. Aynı gökyüzüydü.
Ama ben aynı değildim.
Gökyüzüne baktım ve bu kez farklı düşündüm. Belki de karadelikler sadece yok eden şeyler değildir. Belki de evrenin hafızasıdır. Belki her şey orada toplanıyordur.
İçimde hafif bir umut da vardı. Çünkü bazı karanlıklar insanı korkutmaz, sadece düşündürür.
Ben o gece korkmadım.
Sadece hissettim.
Ve içimden sessizce tekrar ettim:
Evrende kaç tane karadelik var?
Belki sonsuz.
Belki de biz saymayı bırakıp hissetmeyi öğrenmeliyiz.